
MAKALE · TARİH
Osmanlı Ordusunda Kullanılan Silahlar
GİRİŞ
Teknik ve disiplin
İnsanlar yaşadıkları her devirde hayatta kalabilmek, kendilerini savunmak ve gerektiğinde taarruz etmek zorunluluğunda kalmışlardır. Gerek savunma gerekse saldırılar için çok çeşitli ve öldürücü silahlar yapılmış, bunların kullanımında ustalaşmak için çok çaba harcanmıştır. Vasıf itibariyle ilkel olan silah ve araçlar zamanla iyileşerek mükemmele ulaşmış; insanlar daha korkutucu ve yok edici olanı meydana getirmek için varlıklarını ortaya koyarak çalışmışlardır.
500 yıldan fazla süren yeniçeri varlığının ve yeniçeri yararlılığının sebepleri, yaşadıkları zamandaki silahlanma bakımından gösterdikleri uyumda aranmalıdır. Yeniçerilerin başarılarını inançlarında, disiplinlerinde ve eğitimlerinde aramak gerekir; en önemlisi, diğer milletlerden önce yaptıkları yeni silahları kendilerine has bir biçimde ve ustalıkla kullanmalarındadır.
Osmanlı devleti, o devirde yüzyılların gelişimine göre tüm uluslardan daha önce o devrin en güçlü ve en yeni silahlarına sahip olur, büyük sayılarda elde ettikleri silahları ordularına dağıtır ve en iyi şekilde kullanımını askerlerine öğretirdi. Osmanlı Devleti’nin kurulması ve uzun süre yaşamasında en önemli faktör bu teknik ve disiplin olmuştur.
Orduda savaş usulleri ve kuralları devamlı olarak incelenir; yapılacak savaş şekline göre hangi silahların kullanılacağı ve hangi usulle savaşılacağı evvelden planlanırdı.
SINIF A1
Saldırıda kullanılan — Vurucu silahlar
Düşmanla vuruşmada, bir elle bazense ağırlığı sebebiyle iki elle kullanılan, vurarak sonuç alınan silahlardır. Bu silahlar Osmanlı Ordusunda 15. yüzyılda ve ondan daha evvel kullanılmışlardır. Gürzler, topuzlar, kamçılar, döğenler, şeşperler, usturalar ve koçbaşlar vurucu silahlardandır.
Gürz: Üzerlerinde sivri çıkıntılar bulunan yuvarlak bir topuzdur. Çoğunlukla demir, bakır, tunç ve pirinçten yapılırdı. Türkçe adı Bozdoğan’dı. Süvariler gürzlerini atlarının eğerlerinin sol tarafına asarlardı. Yayaların kullandıkları gürzler çoğunlukla ağaçtan yapılır ve üzerlerinde demir çiviler bulunurdu; bu silaha matrak denirdi.
Kamçı veya döğenler: Bakır veya demirden çivili topuz, zincir ve yine madenden yapılmış bir saptan meydana gelen bir silahtır. Başak dövmekte kullanılan döğene benzeyenlerine döğen denirdi. Kamçı’da ucundaki topuz yerine başka bir sert cisim konurdu. Bazı kırbaçların iplerinin ucuna kurşun bağlanır; bu tip kırbaca ustura denirdi.
Şeşper: Gürz şeklinde, demirden yapılan bir silahtı. Hafif olması için sapının içi boşaltılır ve bu topuz altı yüzlüdür.
Koçbaşı: Eski devirlerde kale kapılarını kırmada kullanılırdı. Ağır ve güçlü bir direğin ucuna demirden dövülmüş bir koçbaşı konur, kuvvetli bir vurucu oluşturulurdu. 10–15 yeniçeri bu direği bütün güçleriyle gerilerek hatta koşarak kale kapılarına vurur, kapıları kırıp yol açarlardı.
SINIF A2
Saldırıda kullanılan — Dürtücü silahlar
Dürterek ve delerek düşmanın gövdesinde yara açmak, paralamakla sonuç alınan silahlardır. Bu şekil silahların çok eski zamandan beri kullanıldığı bilinmektedir; tarihten evvelki devirlerde bile çakmak taşından yapılan dürtücü silahların bulunduğu tarih kitaplarında görülmektedir. Bu silahlar mızraklar (kargılar), ciritler, nebzeler, çatal harbel er, tırpan, zıpkın ve alemler isimleriyle anılır.
Mızrak: 2,5–5 metre uzunluğunda, uzun saplı ve sivri uçlu bir kısmı demirden yapılmış bir silahtır. Sivri demir uçlara kolay girmesi için çeşitli şekiller verilirdi. Sapları ortasından tutulduğunda yaylanacak şekilde gürgen ağacından ya da hazeran ağacından yapılırdı. Sivri uçlar kama gibi iki yüzlü ve oluklu olarak da yapılabilirdi.
Ciritler: Sivri demir uçları mızraklardaki gibidir. Daha hafif yapılır ve uzunlukları 1,30–1,40 metredir. Yalnızca süvari sınıfınca kullanılan bir Osmanlı silahıydı.
Nebzeler: Birbirine paralel iki sivri demir uçlu çatala benzer bir silahtır. İkinci Kosova Savaşı’nda yeniçerilerin çoğunluğu bu silahlarla donatılmıştır.
Harbeler: Hafif ve daha kısa bir çeşit mızraktır. Yayalar tarafından kullanılırdı ve sapının iki ucunda sivri demir bulunurdu.
Tırpanlar: Kesmek, biçmek için ve düşmanı kullandığı silahtan ayırmak için özellikleri olan bir silahtır. Bazı çeşitlerin arka taraflarında ve kabzalarına yakın yerlerinde iki sivri mahmuz bulunurdu; yüz tarafında ayrıca hilal şeklinde bir çıkıntı vardır. Fransızlar bu tip tırpanlara koşar adını vermişti.
Zıpkınlar: Uçları sivri bir meç veya üçgen şeklinde yapılırdı; alt taraflarında yukarı ve aşağıya bakan eğri ve keskin kancaları vardı. Düşman süvarilerinin atlarının ayaklarını kesmek, düşmanı attan aşağı almak, zırh göğüslüğünü çekip koparmak ve kale savunmalarında merdivenlerini kesmek için kullanılırdı.
Alemler: Bir çeşit mızraktılar. Sivri uçları dar yüzlü kama veya dört köşeli süngü gibi olurdu; kesmek ve dürtmek için kullanılırdı. Sancakların en üstlerinde kullanılanlara sancak alemi denirdi. 15. yüzyıldan itibaren bu silahlar kullanılmaz olmuştur.
SINIF A3
Saldırıda kullanılan — Kesici silahlar
Kesmek ve paralamak için kullanılan silahlardır. Bu sınıfta kılıçlar, meçler, yatağan, palalar, kamalar, hançerler, bıçaklar, teberler ve baltalar bulunurdu.
Kılıçlar: Çeşitli maddelerden yapılan bir tutacağı (kabzası) ile eğri veya düz çelik namlulardan ibaret kesici bir silahtır. Yeniçerilerin kullandıkları kılıçların çoğu eğri kılıçlardır. Kılıca su verme tekniğini Osmanlı kılıç ustaları çok iyi bilirlerdi; kılıç kullanacak kişi silahını kendisi seçerdi. Osmanlılar yüzyıllar boyunca kılıçlarını en iyi şekle sokmak için çalışmış, bu üstün vasıflı kılıçları ustalıkla kullanarak cihana hâkim olmuşlardır. Bu kılıçlar İstanbul’da ve Şam’da yapılırdı. Has çelikten yapılan bu silahların dayanıklılıkları, üstünlükleri ve süslemeleri dünyanın diğer milletlerinden çok farklı olurdu. Şami ve İrani adlarını taşıyan kılıçlar bugün Avrupa müzelerinin en kıymetli varlıkları olarak sergilenmektedir. Bazı kılıçların uç tarafında, kılıcın üçte biri kadar olan kısımda çatal şekli verilmiştir; bu şekilli kılıçlara Zülfikar denirdi ve düşmana vurulduğunda iki yara açardı.
Meçler: Düz kesici bir silahtır. Kısa ve uzun olmak üzere iki cinsi, ince ve sivri, geniş ve iki yüzlü olanları da vardır. Daha ziyade Avrupalı ustalarca yapılır ve Avrupa devletlerinin ordularında kullanılırdı; Osmanlı ordularında da bazı kişilerce kullanılmıştır. Orijinal ismi Rapier’dir.
Palalar ve yatağanlar: Kılıç yerine kullanılan daha küçük kesici bir silahtır. Çeşitli şekilleri vardır; üzerlerine altın kakma şekiller ve yazılar hakkedilir, Kuran-ı Kerim’deki ayetler ve yazılar yazılırdı. Yeniçeriler pala ve yatağanı ustaca kullanırdı.
Hançerler ve kamalar: Düz ve iki yüzlü kısa boyda kesici silahlardır; çoğunlukla kuşağa sokularak taşınırdı. Eğri namlulara cembiye denirdi. Osmanlılar kama ve hançerlerini üstün yetenekleriyle yaparlar, ustalıkla kullanırlardı. Devlet büyükleri ve subaylar daima yanlarında hançer ve kama taşırlardı; padişahlar, sadrazamlar ve vezirler değerli taşlarla süslenmiş kamalarını yanlarında bulundururlardı.
Teberler ve baltalar: Teberin lugatî anlamı (Farsça) baltedir. Kılıç gibi kullanılırdı. Baltalar uzun saplıydı ve bir elle veya iki elle kullanılırdı. Önceleri bir yüzlü yapılırdı; sonradan geliştirilerek uçlarına sivri süngüler eklenmiş ve iki yüzlüleri de yapılmıştır. 15. yüzyıldan sonra etkilerini kaybetmişler, ancak müzeleri süslemişler veya hükümdar ve devlet büyüklerini korumakla görevli muhafızlarca bir süs aleti olarak taşınmışlardır.
SINIF A4
Atılarak kullanılan silahlar
Ya doğrudan atılan ya da başka bir aletle atılarak kullanılan silahlardır. Sapan, yay, ok, mancınık ve lobut bunlardandır.
Sapan: Bir bez veya meşin kesenin iki tarafına ip bağlanarak yapılır. Kesenin içine taş veya kurşun gibi ağır bir cisim konur; sapan çok süratli döndürülerek hız alınır ve bu sırada ipin biri salıverilir. Atıcılar bu silahı çok ustalıkla kullanırdı.
Ok ve yay: Ok ağaçtan ve çoğunlukla hazeran ağacından, bazende bir madenden yapılmış bir sapla; ucu sivri demir çubuktan oluşurdu. Yay, kuvvetli ve dayanıklı, eğilip bükülen bir ağaçtan veya madenden yapılmış, uçlarından kirişle bağlanmış bir silahtır. Oku çok iyi kullananlara kemankeş denirdi. Osmanlı kemankeşleri dünyaca ünlüydü; bu usta atıcılar turnayı gözünden vuracak kadar mahiretliydiler.
Mancınık: Ağır cisimleri ve mermileri uzaklara atmaya yarayan eski bir savaş makinesiydi. Avrupalılar buna katapult derlerdi. Kalın direklerden prizma şeklinde yapılan ve kuvvetli yaylarla atma gücü verilen mancınıklar dört köşeli uzun taşlar veya direkler atardı.
Lobutlar: 20–30 cm boyunda, 4,5 cm çapında şişeye benzer elle atılan bir silahtır. Doğrudan ileriye atılır ya da havaya atılıp yere çarptırılarak sektirilmek suretiyle hedefe ulaştırılırdı. Lobutlardan kolların kuvvetlenmesi ve gövde kondisyonu için iki elle birçok hareket yapılarak spor amacıyla da yararlanılmıştır.
SINIF B
Savunmada kullanılan silahlar
Düşman taarruzuna karşı koymak ve düşmanı durdurmak için kullanılan korunma silahları ve savaş araç gereçleridir. İnsanlar için kalkan, tolga (miğfer), zırhlı gömlek, zırhlı göğüslük, kolçak, eldiven ve dizçekten ibarettir. Atlar için ise at sağrı zırhı, at göğüs zırhı ve at alınlığıdır.
Bu yazının devamı arşivde eksik kalmıştır; yazının tamamı 1983 basımı Osmanlı Yayınevi’nin Osmanlı Albümü’nden derlenmiştir.
YAZAR
Derleyen: SELİM SÜALP
Kuzgun Akademi arşivi
Bu yazı 2014 yılında Kuzgun Akademi tarafından yayımlanmış, arşivden yeniden yayımlanmıştır.
İlgili Yazılar
Ares İlaç Firma Etkinliği 2013Geçmiş Etkinlikler 15.06.2013Kılıçların Kullanım AmaçlarıTarih 28.04.2014
HEMA Nedir?Bilgi Merkezi 12.11.2021